Shinee Shinee

31 Ağustos 2014 Pazar

Ben Neyim ? (Final - Her Son Bir Başlangıçtır)


 ( Önceki Bölümleri okumak için Tıktık )

  Shin Hye hastaneye gelir gelmez acıya dayanamayıp bayıldı. Doğum bitmişti... Gözlerini açtı gözleri hemen bebeğini aradı... Bebeği ölmüş müydü ? Yoksa sağlıklı mı doğmuş ? Ama bir canavar doğurması ihtimalide vardı yattığı odada bebeği aradı ama bebek o odada yoktu... 

  
  Bay Jack'in gözleri sürekli Kim Soo Hyun ve eşinin üstündeydi. Onların neler yaptıklarını adım adım izliyordu. Tabi ki Shin Hye'nin hamileliğinden şüphelenmişti ama bunu kimseye belli etmemiş bebeğin doğacağı bugünü beklemişti. Acaba bu doğacak bebek istedikleri şey miydi ? Yoksa normal , sıradan birimiydi ?

  Bay Jack parasının gücü ile çoktan doğumu yapacak doktorları satın almıştı. Bebek doğar doğmaz doktorlar bebeği Bay Jack'e teslim etmişlerdi. Bay Jack hastanenin üstünde uçağını çoktan hazırlatmıştı zaten Bayan Kim en az 2 saat uyanamazdı geriye sadece Bay Kim kalmıştı ondan nasıl kurtulacağını tabi ki de düşünmüştü. Onun ne kadar detaycı olduğunu bilmeyen yoktu. Bay Jack , Bay Kim'i aradı ;

-Merhaba Bay Kim...
-Merhaba Bay Jack... Buyrun... Neden aramıştınız ?
-Sizin AC73 numaralı Tayvanlı deneğiniz doğum yapıyor acilen buraya gelin...
-Ama efendim şu an Ka...

  Bay Jack her zaman yaptığı gibi Bay Kim'in lafını kesti bu terbiyesizliği adeta  adet edinmişti...

-Peki karının AC73'den daha değerli olduğunu düşünüyorsan ben bilemem karar senin...

  Bay Jack onu zayıf noktasından vurmuştu. Kim Soo Hyun aşırı merhametli biriydi acaba karısını böyle bırakıp gidecek miydi ve en sonunda kendi kendine söylenip hastaneden ayrıldı...

-Tabi ki gitmeliyim karım benim için daha değerli olabilir ama o şuan güvende ama o zavallıcık kimi kimsesi yok hemen ona yardım edip oğlumu görmeye gelmeliyim...

  Zavallı Kim Soo Hyun o an hiç bir şeyden haberi yoktu. Oğlunu acaba bir daha görebilecek miydi. Onun hastaneden ayrılması ile Bay Jack çoktan bebeği almıştı... Ve bir telefon görüşmesi yapıp helikoptere bindi...

-Merhaba Bayan Bella... Evet dediğiniz gibi bebek şuan elimizde helikopterimiz Londra'ya uçmaya hazır... Peki efendim orada görüşürüz...

  Bay Jack telefonu kapatıp helikoptere bindi bebek gerçektende normal bir bebek gibiyi tonton yanakları , ufacık gözleri ile çok şirin gözüküyordu acaba gerçekten normal bir bebek miydi ? Aklında ki binlerce soru dolanırken '' Elveda Amerika '' deyip arkasına yaslandı...

  Kim Soo Hyun nefes nefese kalmıştı AC73'ü aramaya başladı ve odasında yoktu hemen sekreterliğe gitti...

-Af edersiniz... AC73 numaralı denek nerede odasında yokta acaba başka bir yere mi kaldırıldı ?
-Hemen bakayım efendim... Ama bu denek dün öğlen hayatını kaybetmiş...
-Ama beni Bay Jack Ara..

  Daha sözünü bitirememişti. Başından kaynar sular dökülüyordu. Bir oyuna getirilmişti hemde çok adice bir oyuna...Hemen koşarak arabasına bindi ve yarım saat sonra hastanedeydi...

  Shin Hye gözlerini açtı gözleri hemen bebeğini aradı... Bebeği ölmüş müydü ? Yoksa sağlıklı mı doğmuştu ? Ama bir canavar doğurması ihtimalide vardı yattığı odada bebeği aradı ama bebek o odada yoktu...  Hemşireye seslendi...

-Buyrun bir şeyiniz mi var ?

  Shin Hye titrek ve endişeli bir ses tonu ile...

-Bebe... bebeğim nerede ?
-Bebeğiniz mi ? Siz doğum mu yaptınız ?
-Bebeğim nerede lütfen söyleyin nerede o...
-Bir dakika bekleyin hemen bir sekreterliğe sorup geleceğim belki'de küveze alınmıştır...

  Hemşire tam odadan çıkarken içeriye Kim Soo Hyun girdi. Doğumu yapan doktorlar çoktan ortadan yok olmuştu belkide aldıkları para ile yurt dışına kaçmışlardı. Sekreterlik ise kayıtlara baktığında Shin Hye'nin doğum yapmadığını sadece ufak bir yaralanmadan dolayı hastaneye yatırıldığını söylediler. Bay Jack gerçekten de işini iyi yapıyordu...

  Kim Soo Hyun bunları öğrendiğinde yere yığıldı 10-15 dakika kendine gelemedi... Kendine geldiğinde ise sıra canından çok sevdiği karısı ile yüzleşmeye gelmişti. Bebeklerini kurtarabilirdi hastaneden ayrılmasaydı. Ama o denek ya gerçekten de doğum yapsaydı bunun vicdan azabına katlanabilecek miydi ? Doğru kararı verdiğine kendisini inandırdı ve kapı kolunu indirdi aynı anda içeriden bir hemşire de kapı kolunu indirdi ve hemşire çıkarken odaya girdi... Şimdi karısının o endişeli , üzgün bakışları ile başbaşaydı...
  
  Bay Jack artık İngiltere'de ki bilim merkezine varmıştı. Bu bebekte bir gariplik vardı bebek bir kere bile ağlamamış ve yol boyunca gülmüş kahkaha atmıştı daha bir günlük bir bebeğin böyle kahkaha atması ona Bay ve Bayan Kim'in başardığını hissetirdi. Ve daha sonra bilim merkezinin o geniş kapıları sonuna kadar açıldı Bayan Bella karşısında bugüne kadar görmediği bir gülümseme ile gülüyordu... Onun içinde de başardıklarına ait bir his vardı.

  Bu bilim merkezi Amerika'da ki kadar olmasa da çok büyük bir yapıydı. Bir kaç koridor sonra önlerinde ki kapıyı açıp içeri girdiler.

  Bayan Bella , Bay Jack'e mutlu bir bakış atarak konuşmaya başladı...

-Bebeği makineye bağla...
-Peki efendim...

  Vicdansız ikili daha bir günlük bir bebeği makineye bağladılar. Bu nasıl bir vicdansızlıktı... Bebeği makine bağladıklarından sonra  daha bir günlük bebek kafasını kaldırıp pis pis sırıttı.
Bayan Bella'nın iki dakika önce neşeli olan yüzünü bir anda korku kapladı bu bebek tam olarak neydi . Bay Jack bebeği sıkıca makineye bağladığından emin olmak için kemeri tekrar kontrol etti. Evet çok sıkıydı değil bu bebeğin gücü bir delikanlı adam bile zor kurtulurdu bu kemerden. Ve Bayan Bella düğmeye bastı. Bebek makinenin içine girdi. Buda neydi makinede bebek gözükmüyordu. bebeğin ordan çıkmasına imkan yoktu hem kemer sıkıca bağlanmıştı hemde oradan çıksaydı onu kesinlikle görürlerdi. Hemen makineyi geri çalıştırıp bebeği dışarı çıkarmaya karar verdiler... Kemer paramparça bir haldeydi... Ama bebek neredeydi... Bay Jack kekeliyerek...

-Ba.. ba .. bayan Bella hemen buradan kaçmalıyız. Sandığımızdan kat kat güçlü bir canlı yarat...

  Daha sözünü bitirmemişti ki yerde birden kahkaha atan bebek belirdi. Buda neydi parmaklarından ateş fıçkırıyordu ve birden zıpladı... Öyle bir zıpladı ki şuan tavandaydı..
Bay Jack ve Bayan Bella çok ürktüler ve ürkek ürkek birbirlerine yanaştılar... Ve Bebek konuşmaya başladı... Evet bir günlük bebek konuştu o an..

-Merhaba benden bile daha korkunç olan insanlar... Biliyor musunuz yıllardır çabaladığınız uğraşların sonucunu aldınız.. Ben sizin hırslarınızın eseriyim ahhahahaha...

  Neler saçmalıyor bu bebek diye içlerinden geçirdiler. Bebek haklıydı öyle körü körüne bu işe yoğunlaşmışlardı ki bu iş için binlerce insanı kullanmışlar çoğunun yaşamına son bulmuş kimini ise işleri bitince bir kenara atmışlardı... Tüm yaptıkları bir an film şeridi gibi gözlerinin önünden geçti... Ve Bayan Bella ağlayarak konuşmaya başladı...

-Affet bizi yüce bebek... Lütfen daha iyi insanlar olmaya çalışacağız lütfeeen...
-Artık çok geç... Beni annem ve babamdan ayırdığınıza çok sevindim çünkü onlar sizin gibi hırslarının kurbanı olmadılar. İnsanlara daima insan gibi davrandılar... Onları da öldürmeyeceğim için mutluyum... Ve annemin karnında ona bir hediye bıraktım umarım ileride yeni bir çocukları olduğunda beni unutmazlar... 

  Bay Jack ve Bayan Bella'nın aklından o an aynı şeyler geçiyordu... Bu bir veda konuşması mıydı... O an Korkudan ayakta duramaz hale geldiler ve yere yığıldılar öyle ağlıyorlardı ki onlara acımamak elde değildi... Ve Bebek daha fazla beklemesine gerek kalmadığını anladı artık yapması gerekeni yapabilirdi... Dünyada gereksiz bir miktar insanı öldürüp daha büyük bir miktarda insanı kurtarabilirdi... Çünkü o babasının oğluydu... Kim Soo Hyun'un oğluydu birden gözünden yaşlar çıkarak ağlamaya başladı bebek bu onu hayatında ilk ve son ağlayışıydı parmaklarında ki ateş birden tüm vücudunu kapladı ve tüm bina büyük bir patlama ile havaya uçtu... O küçücük bir bebekti ama kalbi kocamandı... Bina havaya uçtuktan sonra küçücük bedeni ortadan yok oldu...

  Shin Hye endişeli bakışları ile Kim Soo Hyun'a bakıyordu. Ve gözlerinden yaşlar akarak ağlamaya başladı...

-Bebeğimiz nerede Soo... O güvende değil mi ? Lütfeen bana güvende olduğunu söyle lütfeen...
-Bimiyorum... Gerçekten bilmiyorum... Hepsi benim yüzümden oldu... Lütfen beni affet onu koruyamadım... Lütfeen affet beni..

  Shin Hye'nin gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuştu... Soo Hyun'da hıçkıra hıçkıra ağlıyordu... Çocuklarına sahip çıkamamışlardı... Birbirlerine sarıldılar ağlamaya devam ettiler... Kim Soo Hyun  birden başını televizyonda ki habere çevirdi... Televizyon son dakika son dakika diye ötüp duruyordu...

-SON DAKİKA: İngiltere'nin Londra şehrinde bugün bir bilim merkezinde devasa bir patlama gerçekleşti. 2300 kişinin öldüğü patlamada 300 kişinin yabancı ülkelerden yasadışı getirildiği tespit edildi... Deney merkezinin sahibi Bayan Bella ise olay anında bilim merkezinde yaşamını yitirdi... Hiç kimsenin kurtulamadığı patlamanın nasıl başladığı hala merak konusu olurken dikkat çeken bir diğer konu ise Bilim Merkezinin içinde bulunup hiç yanmamış olan asyalı bebek cesedi oldu. Bebeğin ebeveyinlerine hala ulaşılamadı...

  Haberi dinledikten sonra Kim Çiftinin acıları ikiye katlanmıştı... Oğullarını biricik çocuklarını daha bir kere görmeden bir kere öpemeden kaybetmişlerdi...Bir canavarda olsa onların çocuklarıydı belki kaçırmasalardı onu eğitebilirlerdi... Ağladılar daha çok ağladılar gözlerinde akacak göz yaşı kalmamıştı kan kırmızısı olmuştu ama birbirlerine sarılıp ağlamaya birbirlerinin acılarına ortak olmaya devam ettiler...Daha sonra Kim Hyun Soo'nu aklına birden Türk bir Şair olan Özdemir Asaf'ın şu şiiri geldi... Bu şiiri ağlayarak karısına okudu ve daha sonra birbirlerine sarılı bir şekilde ağlamaktan bitap düştüler...


''Ağlamak 

Bazı acılarda yetmez 
Bazı ölümlere 

Örtüsüdür bazı acıların 
Örter, örtülmez 
Savunur bir süre 

Ağlayanlar sevinmeli 
Sevin ağlayabiliyorsan 
Acılar ardarda dinmeli 

Durur bir nöbetçi gibi 
Durur bir bekçi gibi 
Zamana gülmeli-gülmeli 

Sevin ağlayabiliyorsan 
Unutmanın kardeşidir ağlamak 
Uyur uyanır yatağında duyguların 
Düşüncenin kucağında hep çocuktur 
Ağlamak.''


  (1 Hafta Sonra)

  Kim çifti yaşadıkları olayları tam olarak olmasa da bir az olsun atlatmışlardı oğullarının ölü bedenine de ulaşmışlar ve cenaze işlerini tamamlamışlardı... Ve birden kapı çaldı... Gelen postacıydı...

-Kim Ailesi mi ?
-Evet...
-İngiltere'den bir mektubunuz var lütfen lütfen şurayı imzalayın...
-İngiltere mi ?

  Şaşırmışlardı... Çünkü İngiltere de kimseleri yoktu. Zaten İngiltere bir hafta önce onlar için sadece acıyı hatırlatan bir ülke olmuştu... Ve Kim Soo Hyun zarfı imzalayıp postacıyı uğurladı...

-Junior Kim mi ?
-Soo , Kim dedin sen Junior Kim mi ? Yoksa... yoksa oğlumuz mu ?

  Yüzlerinde hem telaşlı hemde üzgün bir hal vardı.Oğulları onlara ölmeden mektup yazmıştı. Kim bilir mektupta neler yazıyordu... Ailesine onu yarattıkları için ne lanetler okumuştu...Kim Soo Hyun mektubu açtı...

''Merhaba ailem... Ben neyim ? Neyin nesiyim ? Yaratılma amacım ne ? Hiç birini bilmiyorum... Tabi ikinizi anlayabiliyorum ve sizin iyi insanlar olduğunuzu biliyorum... Dokuz ay boyunca ikinizi gözlemledim ama neden bu kadar iyi insanlardınız ki beni yarattığınıza göre sizin kötü insanlar olmanız gerekmiyor muydu ? Ama ne yapayım siz benim ailemdiniz size zarar veremezdim bu dünyada da kalamazdım bu yüzden Mendebur suratlı Jack ile beraber İngiltere'ye gittim. Sizin zarar görmenizi istemedim... Üzülmeyin benim ölümüme siz sebebiyet vermediniz bu tamamen benim kararımdı... Anne artık üzülme kim bilir kaç gündür babamdan gizli bir yerlerde ağlıyorsundur artık ağlama... Ve eminim sizin kadar yaramaz bir çiftin yeni bir evladı olur... Bu arada ileride doğacak kardeşime bir hediye bıraktım umarım hediyemi beğenir... Lütfen daha fazla üzülmeyin ve hayatınıza kaldığınız yerden devam edin... Artık ''Ben Neyim''diye sormuyorum çünkü ben Junior Kim'im mükemmel insanların mükemmel çocuğuyum... Hoşçakalın... ''

(1 Yıl Sonra)

''Merhaba dünya ben neyim , kimim , neyin nesiyim , yaratılma amacım ne  hiç bilmiyorum. Tek bildiğim bu küçücük yere sıkışmış bir varlık olduğum.Yanımda ki üstünde ''Abinden hediye'' yazılı kırmızı yuvarlak şeyin ne olduğundan bile bi haberim... Acaba Ben Neyim ? ''

(2 Yıl Sonra)

    Amerika'da yaşanan olaylardan sonra Kim ailesi arkalarında hiç bir  iz bırakmadan Kanada'ya taşınmışlardı. Kanada'da ki yaşamlarının birinci yılında Kim Shin Hye hamile kalmıştı. Kim çifti gerçekten mutluluktan havaya uçuyorlardı...
  
  Aradan 9 ay geçmişti ve dünya tatlısı bir oğulları olmuştu. Bir hafta hastanede kaldıktan sonra evlerine geçmişlerdi. 
  
  Bugün olayların İkinci yıl dönümüydü. Kim ailesi Amerika'ya ölen bebeklerinin mezarına gelmişlerdi. Yeni oğulları artık bir yaşındaydı. Abisinin mezarı ile ilk kez karşılaşıyordu... Kim Soo Hyun oğluna elindeki çiçekleri vazoya koymasını söyledi vazo 3 metre yüksekliğine monte edilmişti. Vazonun bu devasa duvarda o kadar yüksek bir yere monte edilmesi ayrı bir merak konusuydu...

  Ama bu Küçük çocuk için bir bebek oyuncağından farksızdı... Abisinin hediyesi olan kanatlarını açıp vazoya kadar havalandı ve çiçekleri vazoya koyup yere indi... Kim Shin Hye oğlunun sırtını aferin dercesine sıvazladı ve mezar ziyaretini bitirip hüzünlü hüzünlü arabalarına doğru yürüdüler... Ağlamadılar çünkü çocukları onların ağlamasını istemiyordu...

***SON***

  Evet yazdığım ilk hikayenin sonuna geldim aslında hikayeye başlarken ki amacım 18-20 bölüm yazmaktı ama sonradan fark ettim ki kullandığım Uslub pek iyi değildi kendimi geliştirmeli ve size daha iyi bölümler sunmalıydım... Şuan gerçekten hüzünlüyüm çünkü bu hikaye benim bir dostum gibiydi 3 ay boyunca hiç ayrılmadığım bir dostum...
  Bu dostuma veda edip son sözümü bitireceğim aklımda yeni fikirler var kendimi geliştirip size yeni bir hikaye sunmayı düşünüyorum. Hikayeyi yazarken bir hatam varsa affola... Hikaye mi okuyan ve iyi-kötü yorumlarını benden esirgemeyen herkese teşekkür ederim. Hoşçakalın...

4 yorum:

  1. Ayy çok güzeldi ya yeni hakayeni 5 göz ile bekliyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah yakın bir zamanda gelir :D

      Sil
  2. Güzel bir son olmuş. Kim ailesinin ilk çocuğu bir canavar olup sonrada onu kaybetseler de yeniden hamile kalması ve onlara üzüntülerini unutturacak bir çocuk sahibi olmaları güzeldi. Mutlu son :).

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler elimden geldiği kadar yazmaya çalıştım ^_^

      Sil